Haber: Feyyaz ÇANAK / Kamera: Can KILINÇ
(GAZİANTEP) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Diyoruz ki, ‘Bu soyguncuların listesini açıklayın’. Kimler bunlar? Sizin arkadaşlarınız mı? Ses yok, listeler açıklanmıyor. Biz soyulacak bir ülke değiliz. Soyulacak bir halk değiliz. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız. Arınacağız, arınacağız. Sadece CHP’de değil. Biz malı götürenlerle kucaklaşan bir parti değiliz. Biz, malı götürenlerle hesaplaşan bir partiyiz” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Milli Bilinç, Yükselen Sanayi ve Kazanan Çiftçi” programına katıldı. Program kapsamında, vatandaşlar ve üreticiler de sorunlarını dile getirdi.
Sanayici Ali Rıza Kasakolu, kredilere ulaşmakta güçlük çektiklerini en büyük sorunları arasında da tedarik konusunda hammaddelere ulaşım bulunduğunu kaydetti. Kasakolu, “Bölgemizdeki savaşlar, özellikle Ukrayna ve Rusya savaşı bizim yem hammaddelerinin hızlı bir şekilde artmasına sebebiyet vermeye başladı. Çiftçi kazanamıyor. Sanayici mevcut pozisyonunu korumak için maliyetlerini aşağı çekmek zorunda kalıyor. En hızlı yaptığı iş yanında çalışanların sayısını azaltmakla başlıyor. Bu da bölgede işsizliğin artmasına sebebiyet vermeye başlıyor. Hepimiz tedirginiz. Geleceğimizden kaygılıyız. Ama bu demek değildir ki üretimden vazgeçeceğiz. Mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz” dedi.
FISTIK ÜRETİCİSİ DEMİR: “TÜKETİCİ ULAŞAMAMAKTA, ÜRETİCİ SATAMAMAKTA”
Gaziantepli zeytin ve fıstık üreticisi Faruk Demirci, yanlış tarım politikaları uygulandığını savunarak, Türkiye’ye giren resmi ve gayri resmi fıstıkların Antep fıstığının gerçek değerini düşürdüğüne dikkati çekti. Çiftçinin karar karar düşündüğünü aktaran Demirci, “Geçen yıl bu zamanlar mazotun litre fiyatı 50 lira iken bugün 100 liraya dayanmakta. Antep fıstığı ise geçen yılki fiyatını bulamamakta ve satılamamakta. 40 yılı aşkın yetiştirmekte olan ağaçlar susuzluktan kurumakta. Tüketici ulaşamamakta, üretici satamamakta. Tarım politikalarındaki bu yanlışlık çiftçiyi her geçen gün daha da zor duruma düşürmektedir” diye konuştu.
Etkinlikte konuşan Gaziantep Şehitler ve Gaziler Vakfı Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Yeter, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Bu mesele parti meselesi değildir. Bu devlet meselesidir, millet meselesidir, beka meselesidir. 40 yıldır bu millet terörün acısını yaşadı. Şehitler verdik. Gazilerimiz var. Artık bu defteri kapatma zamanı gelmiştir. Bizim kahramanlarımız da yaşasın, ölmesinler. Hep birlikte bu terörün kökünü kazıyalım. Her ne olursa olsun bu konuda biz şehitler ve gaziler olarak devletimizin emrindeyiz” ifadelerini kullandı.
KILIÇDAROĞLU: “SİYASET, KÖŞEYİ DÖNME ARACI DEĞİLDİR”
Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların sıradan olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sorunların çözümünde toplumun bütün kesimlerine sorumluluk düştüğünü belirterek, şöyle konuştu:
“Her mutfakta yangın var. Sanayicinin sorunu var. Esnafın da sorunu var. Çiftçinin sorunu var. Üniversiteye giden öğrencinin de sorunu var. Çalışanın sorunu var. İşsiz olanın da sorunu var. Ailenin sorunu var. Gençlerin sorunları var. Üniversitelerde sorun var. Şu anda bulunduğumuz tablo sorunsuz bir Türkiye tablosu değil. Tam tersine her alanı sorun olan bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi’ne, yani cumhuriyetçilere, yani halkçılara, yani gençlere, yani çiftçilere, üreticilere, sanayicilere, tacirlere, toplumun her kesimine büyük görevler düşüyor. Eğer bu ülkede yaşıyorsak, beraber yaşıyorsak var olan sorunları beraber çözmek zorundayız. Sorunlarımızı emperyal güçler gelip çözemezler. Dost diye bildiğimiz ülkeler gelip çözemezler. Sorunu biz çözmek zorundayız. Yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle sorunlara kilitlenmek zorundayız.
O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük görev düşüyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel görevi ülkenin içinde bulunduğu bu çıkmazdan bu ülkeyi çıkarmaktır. Beraber mücadele ederek buradan Türkiye’yi çıkaracağız. Bunu yapmak zorundayız. Ülkeye ve bizim insanlarımıza borcumuz var. Siyaset, sorun çözme sanatıdır. Siyaset, sorunlara kilitlenme sanatıdır. Siyaset, zenginleşme aracı değildir. Köşeyi dönme aracı değildir. Mutfakta yangın varsa sorumlusu siyaset kurumudur, yönetenlerdir. Buna karşı duracak olan partinin adı hiç kimse unutmasın: Cumhuriyet Halk Partisi’dir, halkın partisidir.
“GAZİANTEP, ORTA DOĞU’NUN EN GÜÇLÜ SANAYİ MERKEZİ”
Gaziantep’in Kurtuluş Savaşı’ndaki tarihsel önemine değinen Kılıçdaroğlu, kentin aynı zamanda bölgenin önemli sanayi, istihdam ve üretim merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Gaziantep’in sanayi kapasitesine ve tarihsel kimliğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Gaziantep bölge açısından da çok önemli bir yere sahiptir. Bölgenin, buna Orta Doğu dâhil, bölgenin en güçlü sanayi merkezidir. İstihdam merkezidir. Üretim merkezidir. Yeri geldiğinde belli sektörlerde dünyaya meydan okuyacak kadar güçlü bir kenttir burası. Gaziantep, Türkiye’nin en fazla nüfusuna sahip 9. kentidir. Ama işsizliğin en çok olduğu kentlerden birisidir. İşsizlikte Türkiye 4’üncüsüdür. Fabrikalar üretemiyorsa işsizlik çıkıyor ortaya. Yıllardır üretim yapan, beraber çalıştığı, alın teri döktüğü birisinin işine son vermek kolay bir iş değildir. Utanması gereken o sanayici değil. Utanması gereken, sanayiciyi ve işi o duruma düşürenlerdir.
Hepimizin üzerinde durduğu, hepimizin dikkatle izlediği, her politikacının dikkatle izlediği bir kenttir Gaziantep. Üretenin, çalışanın, alın teri dökenin kentidir Gaziantep. 43 yıllık bir fabrika kapanıyorsa bu, devleti yönetenlerin ayıbıdır. Başka kimsenin değil. Devleti yönetenler iyi yönetmedikleri için 43 yıllık bir fabrikayı kapatıp kapısına kilit vuruyorsunuz. Bu olmaz. Kabul etmeyiz. Eğer burası, Gaziantep, üretim merkezi 100 binden fazla işçiyi çıkarıyorsa, işsiz bırakıyorsa bu, oradaki sanayicilerin ayıbı değildir. İşçilerin ayıbı değildir. Devleti yönetemeyenlerin ayıbıdır. O nedenle söylüyorum: Devleti yönetenler ülkeyi yönetemiyorlar. Ülkeyi yönetemiyorlar, ‘yönetiyoruz’ diyorlar.”
“GAZİANTEP’TE 500 BİN AİLE SOSYAL YARDIM ALMADAN YAŞAYAMIYOR”
Kılıçdaroğlu, Gaziantep’in ihracat, sanayi, tarım ve eğitim alanlarındaki potansiyeline ilişkin yaptığı değerlendirmede, kentin 40’tan fazla ülkeye ihracat yaptığını, dört üniversiteye ve altı organize sanayi bölgesine sahip olduğunu söyledi. Üretimin desteklenmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gaziantep neden üretim zincirinden koparılmak isteniyor? Neden 100 binden fazla işçi işinden oldu? Neden ihracatın önünde ciddi sorunlar çıkmaya başladı? Sorumlusu, bu ülkeyi yönetenlerdir. Ben, arkadaşlarım ve parlamentodaki grubumuzla beraber şunu söylüyoruz: Sayın Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açış konuşmasında yeni bir anayasa yapılması gerektiğini, Anayasa’nın ilk dört maddesini değiştirmeyeceğini, böyle bir niyetinin olmadığını, değiştirilmesinin zaten mümkün olmadığını ama Anayasa’da ciddi değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi. Onlar da şunu görüyorlar: Devlet iyi yönetilmiyor. Ama bizim daha derinde bir bir yerde sorunumuz var. Siyasetin kirlilikten arınması lazım. Siyaset, malı götürenlerin yeri değildir. Siyaset, devleti soyanların yeri değildir. Siyaset, ahlaklı zeminde gelişmek ve büyümek zorundadır.
Bakın, 2026 Ağustos verilerine göre Gaziantep’te bankaların takipteki alacakları 30 milyar lira. Kişi başına düşen, bireysel borç 188 bin lira. En borçlu illerden birisi aynı şekilde. İcra dosyaları sayısı 300 bin civarında. Son 1 yıl içinde icra dairelerindeki dosya sayısı 110 bini aşmış vaziyette. 43 bin 790 çiftçi yüksek mazot, gübre ve sulama elektriği altında ezilmiş vaziyette. Son bir yıl içinde tekstil sektöründe, sadece tekstil sektöründe 20 bin aşkın işçinin işine son verildi. Sosyal yardımlardan yararlananlar bir kentin tablosunu görmek istiyorsanız, 10 kentin yapısını görmek istiyorsanız o kentin sosyal yapısına bakacaksınız. Şu anda son verilere göre sosyal yardımlardan yararlananların sayısı 500 ve 550.000 civarında. Gaziantep’te 500 bin aile sosyal yardım almadan yaşayamıyor. Son bir hafta içinde 19 büyük şirket konkordato talebinde bulundu Gaziantep’te.
“SİYASİ AHLAK YASASININ ÇIKMASI LAZIM”
Siyasi ahlak yasasının çıkması lazım. Gençler size de sesleniyorum: Siyasi ahlak yasasını isteyeceksiniz her yerde. Siyaset malı götürme yeri değildir. Vatandaşı soyma yeri değildir. Siyaset halka hizmet yeridir. Halka hizmet edeceksiniz. Halka hizmet etmiyorsanız devleti yönetemezsiniz. Devlet sizin kişisel çıkarlarınıza hizmet edecek bir organ değildir. Borsadaki vurguna bakın. 455 bin 758 kişi mağdur oldu. Soygunun boyutu ne kadar biliyor musunuz? 830 milyar lira civarında. 5 kuruşa muhtaç olan aileler var. Ama bir avuç insan 830 milyar lirayı götürebiliyoruz.Kimin parası? Kendi babalarının paraları mı? Diyoruz ki, ‘Bu soyguncuların listesini açıklayın’. Kimler bunlar? Sizin arkadaşlarınız mı? Ses yok, listeler açıklanmıyor. Gençler onu isteyeceksiniz. ‘Biz soyguncuların listesini istiyoruz’ diyeceksiniz. Biz vurguncuların listesini istiyoruz diyeceksiniz. Bunu isteyeceğiz. Hep beraber isteyeceğiz. Biz soyulacak bir ülke değiliz. Soyulacak bir halk değiliz. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız. Arınacağız, arınacağız. Sadece CHP değil. CHP’de büyük ölçüde arınma sağlandı. Kim malı götürüyorsa, bizim dışımıza. Çünkü biz malı götürenlerle kucaklaşan bir parti değiliz. Malı götürenlerle hesaplaşan bir partiyiz biz. Hesaplaşan bir partiyiz biz.”
“PARADAN PARA KAZANMA DÖNEMİ BAŞLADI”
Üretim yerine paradan para kazanmanın öne çıktığını savunan Kılıçdaroğlu, sanayicilerin yüksek faizler nedeniyle krediye erişmekte zorlandığını ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Üreticilerin, çalışanların ve alın teri dökenlerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Borç batağında olan bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Yapmamız gereken bu tefecilerle mücadele etmek. Beşli çetelerle mücadele etmek. Kim üretiyorsa başımızın tacı. Kim üretiyorsa çalışıyorsa, kimliğine bakmadan, inancına bakmadan, yaşam tarzına bakmadan üreten, çalışan, alın teri döken herkesin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Onları kucaklayacağız ve onları selamlayacağız. Biz sanayicimizin dünyayla rekabet edebilecek bir iklimin yaratılmasını istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sanayicimizin, tacirimizin, dünyayla rekabet edebilecek bir iklime kavuşmasını istiyoruz. Biz çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin kazanmasını, üretmesini, alın terinin değerlenmesini istiyoruz. Biz paradan para kazananların değil, alın teri dökenlerin kazanmasını istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel felsefesi budur. Biz Türkiye’nin büyümesini, Türkiye’nin kalkınmasını ve tüm gelişmekte olan ülkelere örnek bir yurt olmasını istiyoruz Türkiye’nin.
“ÇALINAN HER KURUŞUN HESABINI SORMAK KILIÇDAROĞLU’NUN BOYNUNUN BORCUDUR”
Gazi Mustafa Kemal daha Cumhuriyeti, yeni fabrikalar kurarken söylediği güzel bir söz var. ‘Her fabrika bir kaledir’ diyor. Her fabrika bir kaledir. Çünkü o fabrikaların bacası tütecek, o fabrikalar üretim yapacak, o fabrikalarda binlerce insan çalışacak, o fabrikalarda gelir artacak. O fabrikalardan ihracat yapılacak ve o fabrikalar bütün mazlum ülkelere örnek olacak. O nedenle biz Gaziantep’teki her fabrikayı bir kale olarak görüyoruz. Türkiye’deki her fabrikayı, her sanayiciyi o kalenin sahibi olarak görüyoruz. O kalenin muhafızı olarak görüyoruz. Üreten, çalışan, kazanan, alın teri döken, istihdam yaratan bir kale olarak görüyoruz.
Bu kentin bütün insanlarını hangi görüşten, hangi kimlik olursa olsun hepsini saygıyla selamlıyorum. Hepsine şükran borçluyuz. Ama onlardan sadece bir şey istiyorum.Seçim olur sandığa giderseniz elinizi vicdanınıza koyun ve oyunuzu öyle kullanın. Gaziantep’i, Türkiye’yi, geleceği ve çocuklarınızı düşünün. ‘Kirli siyasetten yana mı oy kullanayım? Temiz siyasetten yana mı oy kullanayım?’ deyin. Eğer kirli siyasetten yana oy kullanacaksan sandığa gitme kardeşim. Hiç merak etmeyin gençler. Her kuruşun hesabını sormak benim görevim. Çalınan her kuruş yetimin hakkıdır. Çalınan her kuruş sanayicinin hakkıdır. Çalınan her kuruş esnafın hakkıdır. Çalınan her kuruş engellinin hakkıdır. Çalınan her kuruş şehitlerin, gazilerin, yakınlarının hakkıdır. O nedenle çalınan her kuruşun hesabını sormak da Kılıçdaroğlu’nun boynunun borcudur.
Sanayiciler, ‘krediye ulaşamıyoruz’ diyorlar. ‘Planlı, programlı bir ekonomiye ihtiyacımız’ var diyorlar. Evet, devletin yeniden yapılanması lazım. Devlette liyakatin olması lazım. Devlet yeniden yapılanır. Kaynaklar verimli kullanılır. Yerli yerinde kullanırsa Türkiye’nin önüne kimse geçemez. Ama kaynaklar bir avuç varsıla giderse, kaynaklar soyguncular tarafından elde edilirse, yani devlet soyulursa, yani devletin kurumlarıyla, bürokrasiyle siyasetçiler ile verip İstanbul Borsası’nda eğer vatandaşı soyuyorsa bunların hesabını sormak lazım. Hesabını sormak görevi kime ait? Cumhuriyet Halk Partisi’ne ait. Devleti kuran parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Temiz siyaseti her yerde, her ortamda savunan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Herkesin kimliğine, herkesin inancına saygı duyan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ve Cumhuriyet Halk Partisi, temiz siyasetten, ahlaklı siyasetten yana olan bir partidir. O nedenle sevgili gençler, hep beraber, hep birlikte temiz siyaseti, ahlaklı siyaseti savunacağız.”




